HABERLER :

TAVUKLAR DA CAN TAŞIYOR ÖZEL RÖPORTAJ
6/13/2006
Ayın Ürünü
Millî Gazete’nin yeni promosyonu “Mutfak Kültürümüz ve Pratik Yemek Tarifleri” kitabının tanıtımı için 14 ilimizi kapsayan turnemiz içinde Hatay ilimiz de vardı. 14 ilin her birinde son derece güzel karşılandık, onlarca yeni dostumuz oldu. Bunlardan birisi de Saadet Partisi Hatay İl Başkanı Sayın Necmettin Çalışkan bey. Bizi yoğun işleri ve siyasi çalışmaları arasında unutamayacağımız ve Anadolu’nun misafirperverliğinin en güzel örnekleri ile ağırladı.

Antakya’da kurmuş oldukları tavukçuluk sektöründe çok önemli olan Damızlık tesislerindeki çiftlik evinde bir gün birlikte olduk. Bizim için ilginç olan tesislere girerken bizim arabamızın da dezenfekte edilmesi idi. Çiftliğe arabamızı kapalı bir bölüme alıp her tarafından dezenfektan sular fışkıran bir özel banyodan sonra içeri girebildik. Necmettin Çalışkan ile sabah namazını müteakip yaklaşık 5 km’lik yürüyüşten sonra kahvaltımızı da çiftlik evinin verandasında yaptık. Soframızda tavuk ve tavuk ürünlerine sadece peynir ve zeytin eşlik etti.

Necmettin Çalışkan Beyza Piliç’in Genel Koordinatörlüğünü ve aynı zamanda Saadet Partisi Hayat İl Başkanlığını yapıyor. Türkiye’nin en genç siyasi parti il başkanı. Ciddi bir eğitime, işiyle ilgili bilgi ve tecrübeye sahip, kendinden çok insanları önceleyen, genç ve dinamik olduğu kadar son derece sempatik ve sıcak bir insan. Biz kendisini tanımaktan büyük bir haz duyduk.

NECMETTİN ÇALIŞKAN KİMDİR?

1973 doğumlu. 11 yaşında hafızlığını, daha sonra Adana İmam Hatip Lisesi’ni bitirdi. İki yıl Suriye Şam’da Furkan İslâm Kolejinde, 4 yıl Mısır’da okudu. Ezher Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalında Yüksek Lisans çalışması yaptı. 20. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Refah Partisi Grubunda Milletvekili danışmanlığı yaptı. Halen Saadet Partisi Hatay İl Başkanı.

Okuyacağınız bu röportaj sabah kahvaltısında spontane olarak gelişen bir sohbetin çözümünden ibaret. Ancak sizlerle paylaşacak kadar da güzel bir sohbet oldu. Keyifli ve bereketli okumalar dileriz.

Necmettin bey herhalde soframızda kuş sütü eksik. Nedir bunlar?

Şu gördükleriniz tavuk mamulleridir. Bu tavuk dönerdir. Beyza Piliç bu güne kadar tavuk ve tavuk eti üretiyordu. Bir süreden beri tavuk döner, tavuk burger ve tavuk köftesi gibi mamullerin üretimini de yapmaya başladık.

Tavukçuluğa tesadüfi mi başladınız?

Hayır. Şirketin kurucusu olan babam, inşaat mühendisi ve ilahiyatçı. 1968-69 yıllarında lise öğrencisi iken amcamla birlikte tavukçuluk kursuna gitmişler. 1978 yılında da bu işe girmişiz. Sonra devamla ikinci nesil olarak bizler iş başındayız. Sektörde firmamızın yaklaşık otuz yıllık bir geçmişi var.

Beyza Piliç’i Türk tavukçuluk sektöründe nereye oturtuyorsunuz?

Beyza Piliç, sektöründe bölgenin lider firmasıdır. Türkiye’de tavukçuluk sektöründe yaklaşık 40 tane firma var. Bu firmalardan yirmisi üretimin yüzde 90’ını gerçekleştiriyor. Beyza Piliç bunların arasındadır.

Peki, bu arada piyasada en büyük firma hangisi?

Türkiye pazarındaki en büyük firma yabancıların elindedir.

Ama biz bunları pazarda kendi isimleri ile pek yaygın görmüyoruz. Bunlar pazarda hangi isimle mal satıyor?

Türk toplumunun genelde yabancılara bir alerjisi var. Gıdada bu biraz daha fazla. Tüketici reklâmda firma sahiplerini tanımaz. Bir de reklâmda işletme sahibi değil, marka tanıtılır.

Sektörde ihracat durumu nasıl?

Piliç eti ihracatı yok denecek kadar az. Yanlış politikalar sonucu, üretim bizde çok pahalı. Yabancı ülkelerde tarım sektörü destekleniyor. Ancak ara ürün diyebileceğimiz kuluçkalık yumurta ihracatı yapılıyor.

Beyza Piliç İhracatta ne durumdadır?

Kuluçkalık yumurta ihracatında uzun yıllar ön sıralarda yer aldık. Arap ülkeleri bizim öncelikli pazarımızdır. Piyasada bir dalgalanma olduğu zaman siz kuluçkalık yumurtalarınızı civcive dönüştürmeden yumurta olarak satarsınız. Böylece üretimin önü temelden kesilmiş olur. Bu alanda biz iyi konumdayız. Onun için firmalar üretim fazlası kuluçkalık yumurtalarını bize verir, biz de ihraç ederiz.

Tavukçuluk piyasasında 19 firmadan oluşan bir grup hep öne çıkıyor. Bu nedir, siz bunların içinde misiniz?

Bu bir centilmenlik grubudur. Hiçbir hukuki, resmi ve gayri resmi bir statüsü yoktur. Bu grubun oluşmasının sebebi, eski bir kabzımal olup sonradan futbolla uğraşan bir adamın tavukta hormon var iddiasıyla başladı. Başlangıçta bu grubun içine biz de davet edildik.

Gördük ki, bazı firmaların sözünün hiçbir önemi yok. İsmine centilmenlik diyorlar sonra havada kalıyor. Söz veriliyor, sözlerde durulmuyor. Biz sözümüzde durmak zorunda kalıyoruz. Bir de piyasadaki gelişen yaklaşımlar itibariyle fikren uyuşamadığınız insanlarla aynı masayı paylaşmak kolay olmuyor.

Her sektörde olduğu gibi tavukçuluk sektöründe de sık sık krizler oluyor, neden?

Çeşitli nedenler var. Arz talep dengesi, üretim fazlalığından oluşan krizler var. Turist gelişi, ekonomideki hareketler, hatta havanın sıcak ve soğuk oluşu bile etkiliyor.

Krizde hiç İtlaf yaptınız mı?

Hayır, çok şükür biz yapmadık. Tavuklar da bir can taşıyor ve böyle canlı canlı hayvanları öldürmeyi inancımız gereği göze alamazdık. Ama bu manevi düşüncemizin, çok maddi hayrını gördük.

Karikatür krizinde sizin adınıza Arap pazarında bir gelişme oldu mu?

Arap ülkeleri iyi bir pazardı. Ancak kuş gribi bunun da önünü kesti. BM Gıda Örgütü FAO’nun “Türkiye’de Kuş Gribi var” ilanından sonra uluslararası kurallar gereği sektördeki hiçbir üründe henüz ihracat yapılamıyor. Resmen hastalığın bittiğinin ilanından üç ay sonra ihracat başlar.

Bunun için de hükümet müdahele ederek süreci hızlandırmalı ki ihracat tekrar başlasın. FAO gribin yayılmasını önleme adına gizli bir ambargo da koymuş oldu.

Peki, bu yaygaralar neden çıktı, ya da çıkartıldı?

Bunun çok yönleri olabilir. Reklâm pastasıyla ilgili bir kısım medya mı dersiniz? Uluslararası ilaç şirketleri mi dersiniz? Israrla Doğubeyazıt ilçesinin ön plana çıkması kuşku uyandırıyor. Doğubeyazıt, İran sınırında olan bir ilçe. Orası karantinaya alındı.

Deniliyor ki, ABD oraya grip uzmanları adı altında insanlar gönderdi. Ayrıca ölümler, hükümet-YÖK gerginliğinin odak noktası olan Van 100. yıl Tıp Fakültesi hastanesinde yaşandı. Bu da bir başka soru işaretiydi. Muhtemelen hayatında hiç aşı vurulmamış, birçok canlı hayvanla temas halinde olan ve pek çok mikrop barındırma ihtimali bulunan ortamda gerçekleşen ölümün sebebini bilmek kolay değil. 48 saat içinde grip çıktı ve birden bire kayboldu.

Bakınız, ben size bir şey söyleyeyim; dünyada tavuk eti yiyip kuş gribinden ölen bir insan yok. Kuş gribi canlı tavuktan insana bulaşıyor. Dünyada pişmiş tavuk eti yiyip ölen insan yok.

Yılda 25 milyon insan normal gripten, 100 milyon insan sigaradan ölüyor. Ölümleri küçümsemiyorum da; kuş gribinden 1996 yılından beri on yıl içinde toplam 130 civarında insan öldü.

Ölenlerin hepsi de canlı hayvanla solunum yoluyla veya temas sonucu gerçekleşti. Kaldı ki yabani, kültür ve evcil hayvanlardan insana bulaşan pek çok hastalık var. Kediden, köpekten, attan, özellikle domuzdan insana çok hastalık bulaşır. Canlı tavuktan bir hastalık bulaşması da normaldir.

Peki, yabancıların etkisi de olabilir mi?

Avrupa, Türk tavukçuluk sektörünü kendisi için tehdit görüyordu. Türkiye tavukçuluk sektöründe gelişmiş dünyadaki beş büyük ülkeden birisi idi.1983 yılından bu yana yıllık büyüme üst üste yüzde 13’tür. Türkiye’deki birçok tesis Avrupa’nın hiçbir yerinde yok. Onların tesisleri otuz, kırk yıl önce kurulmuş, iyice demode olmuş tesisler. Bizimkiler ise son teknolojinin ürünleri. Türkiye teknoloji yatırımı konusunda da onları geçti. Türkiye ayrıca bölgesinde de aktif hale geldi. Özellikle Arap ve Kafkaslara yönelik tavuk ticaretinde nakliye açısından da, biz avantajlıyız. Böylece bu kriz sebebiyle bizi önemli ölçüde baskı altına almış oldular. Müslüman bir ülke olan Türkiye için potansiyel bir müşteri olan Suudi Arabistan çok önemli bir tavuk ithalatçısı ülke. Ayrıca Rusya yılda 1 milyon ton belki daha fazla tavuk ithal ediyor dışardan. Korkunç bir miktardır bu. Yabancılar açısından bu Pazar kimseyle paylaşılmamalı tabiî ki.

Entegre tavukçuluk toparlandı, bu krizi atlattı denilebilir mi?

Çok şükür. Allah tekrarından saklasın.

Bu çıkarılan krizin olumsuz etkisi sadece entegre tavukçuluğa değil, köy tavukçuluğuna da yansıdı. Bu konuda sizin yorumunuz nasıl olur?

Burada konuya ticari ve siyasi olarak iki pencereden bakmakta yarar var.

Ticari yönü şu: Köylerdeki tavukçular zaten işletmelerin fason üreticisidir. Türkiye’deki et amaçlı tavuk üretiminin yüzde 98’ini işletmeler yapıyor. Köylerde bağımsız üretilen et tavukçuluğunun miktarı yüzde 2 veya daha azdır. Yumurta üreticileri bu rakamın dışındadır. Bu ekonomik olarak genel içinde bir şey değil. Ancak, işin siyasi yönüne baktığımızda AB’ye girerken bambaşka bir Türkiye hedefleniyor. Kapısının önünde tavuğu, ördeği, kazı olmayan bir Türkiye görmek istiyorlar. İşin olumlu tarafından bakınca durum bu. Madalyonun öbür yüzü ise savunmasız bir Türkiye hedeflenmesidir. Bütün bankalarımız, stratejik kuruluşlarımızdan sonra köylümüz de savunmasızlığa, yalnızlığa itiliyor. Halkın zor zamanlarda kendi ihtiyaçlarını temin edebilecekleri kendi üretimlerinden mahrum edilmesi planlanıyor. Ürdünlü bir dostumuzun sırf hizmet olsun diye Filistin’de bir üretim çiftliği var. Orada insanlar perişan durumda.

Bu aç ve işsiz insanlar bu çiftlikten civciv alıp kendi evinde besliyor. Yumurta veya eti ya komşusuna satıyor para kazanıyor, ya da kendi ihtiyacı için besliyor. Bir çeşit geçim kaynağı yani. Şimdi bu durum Türkiye için de geçerli. Köylü vatandaşımız bir dönüm arazisi varsa oradan ekmeklik buğdayını sağlıyor. Bir iki hayvanı varsa onunla ihtiyacını karşılıyor, kışı geçiriyor. Böylece tavukçuluk pazarında hiç de önemli olmayacak kadar bir miktar üretim kapasitesine sahip köy tavukçuluğunu yok ederek köylünün kendi kendine geçinmesinin önü kesilerek savunmasız bir halk oluşturuluyor.

Bu durumda kuş gribi krizine yeniden bakmak gerekiyor, ne amaçlandı sizce?

Türkiye üzerinde 48 saatlik bir psikolojik savaş provası yaptılar. Her şey de 48 saatte başlayıp bitti. Bence, Türkiye üzerinde bir savaş provasını yaptılar ve bunda da başarılı oldular. Adamlar Türkiye’de kuş gribi var dediler, yayınladılar ve ertesi gün Türkiye’de hayat durdu. Bu çok önemli bir harekât idi. Gelecekte de yapılabilecek bu tür saldırılar için bir deneme yapmış oldular.

Kuş gribi münasebetiyle görüldü ki, böyle bir psikolojik savaş çıkartmak çok kolay. Bir haber ajansıyla, üç beş TV kanalıyla bir savaş başlatıyorsunuz ve ortalık toz duman oluyor. Hükümet de zaten bunun ilk çıktığı günlerde meselenin bu kadar büyük boyutlara ulaşacağını tahmin edememişti. Baktı ki, ipin ucu kaçıyor, TRT’de de bir süre canlı olarak yayınlanan, Devlet Bakanı Beşir Atalay başkanlığında bir toplantı yapıldı. Kimler katıldı bu toplantıya? TV ve gazetelerin sahipleri, genel yayın yönetmenleri ve muhabirleri. Toplantı devam ederken Beşir Atalay “arkadaşlar muhabir ve kameramanlar toplantıdan çıksınlar, toplantımıza genel yayın yönetmeleri ile devam edeceğiz” dedi ve toplantı orada kesildi.

Ertesi günden itibaren de kriz bitti.Bu gizli toplantıda muhtemelen hükümet dedi ki, “Bakın bu durum bizi sarsıyor, ne istiyorsanız yapalım, bundan sonra bu yayınları kesin” ve kestiler. Türkiye’de tavuk sektörünün yıllık cirosu 3 milyar dolar, turizmin cirosu, 15 milyar dolar. Kuş gribi aynı zamanda turizmi de vurmaya başlayacaktı. Sonra tüm sektörlere dalga dalga yayılacaktı. Hatta keskinlik hükümeti bile sarsacak güçteydi. Türkiye karantinaya alınacaktı. Yayınlar kesildi, kuş gribi de yok oldu. Peki, Türkiye’de kuş gribi vardı da nereye gitti?

2

Tavukçular gazeteciler gibidir

Beyza Piliç’in Genel Koordinatörlüğünü ve aynı zamanda Saadet Partisi Hatay İl Başkanlığını yapan Necmettin Çalışkan, “biz tavukçular olarak gazeteciler ile aynı konumda bulunan bir sektörüz. Gazeteciler Türkiye’nin herhangi bir noktasında baskı yaparlar ve Türkiye’nin her noktasına günlük olarak anında dağıtım yaparlar. Biz tavukçular da böyleyiz. Türkiye’nin bir yerinde üretim yapılır ve Türkiye’nin her yerine dağılır” şeklinde konuştu.

Peki, kuş gribi çerçevesinde veya genel manada hükümet bu ve bundan sonra olabilecek bu tür krizleri yönetebilme becerisi gösterdi mi sizce?

Maalesef. Şöyle bir baktığımızda bir kuş gribi geldi geçti. Etlik üretimi yapan firmalara devletin hiçbir katkısı olmadı. Tek bir katkısı 2006 bütçe disiplinini bozmamak şartı ile Mart’ta ödememiz gereken vergileri Eylül’e erteledi. Üç aylık, altı aylık erteleme yaptı. Başka bir şey yok. Kaldı ki, bu ertelenen meblağları da 2006’nın içinde ödüyoruz. Bir de bizim sektörümüze düşük faizli kredi imkânı verdiler. Bizim gibi prensipli kuruluşlar için faizli kredinin de bir anlamı olmadı. Bir kuruş ne bir af, ne de başka bir katkı gelmedi. Öbür yanda da yumurta sektörüne kısmen destek verdiler.

Kuş gribi herhalde yumurta üreticisini de vurdu?

Tabii, iki vurgun birden oldu. Hem tavukçuluk sektörünü, hem de yumurta sektörünü vurdu.

Diyorsunuz ki, tavukçuluk sektörümüz dünyadaki ilk beş ülkenin içinde. Bu da bize bu sektöre özel bir önem verilmesi gerektiğini gösteriyor. Hükümetten bu meyanda bir ilgi görüyor musunuz?

Şimdi gerçekten, ülkemizin güvenlik ve ekonomiyle ilgili pek çok sıkıntılar ile boğuştuğu bir ortamda kendi sıkıntılarımızı gündeme taşımamız pek hoş görülmüyor. Ama şunu ifade etmeliyim ki; biz tavukçular olarak gazeteciler ile aynı konumda bulunan bir sektörüz. Gazeteciler Türkiye’nin herhangi bir noktasında baskı yaparlar ve Türkiye’nin her noktasına günlük olarak anında dağıtım yaparlar. Biz tavukçular da böyleyiz. Türkiye’nin bir yerinde üretim yapılır ve Türkiye’nin her yerine dağılır. Mesela bir fırın her gün taze ekmek üretmek zorundadır ama her köye, kasabaya dağıtım yapmak zorunda değildir. Her kasabanın, köyün, mahallenin fırını vardır. Kırmızı et de taze olarak tüketilir ama her köşede bir şekilde beslenir ve kesilir. Belediyelerin mezbahaları vardır. Daha olmazsa kasap koyunu yatırır yere kendisi keser. Tavuk ise yalnızca entegre kesimhanelerde kesilip dağıtılıyor. Biz mesela her gün otuzun üzerinde il’e, onlarca ilçeye sevkiyat yapıyoruz. Yani çok sistemli çalışıyoruz. 24 saat, 365 gün teyakkuz halinde, büyük fedakârlıklar yaparak çalışıyoruz, onu ifade etmek için bunları söylüyorum. Ama bunun karşılığını göremiyoruz. Mesela kırmızı etin KDV’si %1, tavuk ta ise yüzde 8’dir. Bu kadar büyük krizler geldi geçti, aman bu tavukçuları nasıl düzeltiriz diye konuşuldu, konuşuldu şunu bile düzeltmediler. Bu iki sektörde eşitlik sağlanıp yüzde 1’e inseydi bu bile çok büyük bir katkı olurdu.

Hükümetin bu iki sektöre yaklaşımını da kıyaslamış oldunuz böylece. Bu durumda kırmızı et sektörünün daha iyi durumda olması gerekmez mi? Halbuki biz biliyoruz ki, kırmızı et hâlâ pahalı ve yanına ulaşılamayacak kadar lüks konumda. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Genel olarak Türkiye’de çiftçiliği bitirdiler. Hükümet, iktidara IMF politikalarına kayıtsız şartsız uygulama sözüyle geldi ve maalesef bütün olumsuzluklara rağmen bu sözünde de durdu. IMF politikalarının Türkiye’deki birinci hedefi, ekonomiyi yabancılaştırmak, sonra da, tarım ve çiftçiliği yok etmektir. Bunların içinde tavukçuluk sektörü de var, kırmızı et sektörü de var, köy tavukçuluğu da var. Dolayısıyla IMF’nin bitirmekle yükümlü olduğu birinci hedefi, geniş halk kitlelerini etkilemesi bakımından çiftçiliktir. Onun için pancar, tütün üretimi gibi işleri kotalarla ve başka politikalarla bitirdiler. Türkiye’de şehirliyi bitirmek kolaydır. Maaşları kesiyorum dersin her şey biter. Maaşlar verilmeyince esnaf da iş yapamaz ve her şey biter. Bu bakımdan şehirliyi kontrol etmek, biraz daha kolaydır.

Asıl sıkıntı olan çiftçiyi, köylü kesimi bitirmektir. Onu bitirip, savunmasız hale getirecekler. Bugün bile şehirdeki pek çok aile köyden aldığı desteklerle ayakta durmaktadır. Köyünden kışlık yiyeceğini temin etmektedir. Siz onun bu kaynağını keserseniz, maaşları verseniz bile pek çok şeyi kontrol etme imkânı bulursunuz. Bunlar hesaba, kitaba vurulmamış şeylerdir.

Şimdi biraz da tavuğun kendisini konuşalım isterseniz. Bir gıda olarak siz tavuğa nasıl bakıyorsunuz?

Biz, Türkiye ve dünya için şimdi ve gelecekte tavuğun bir numaralı gıda maddesi olduğunu düşünüyoruz. Tavuk yüksek protein kaynağı olan bir tüketim maddesi. Dolayısıyla Türkiye protein ihtiyacını bu günkü şartlarda en iyi tavukla karşılayabilir.

Zaten geniş halk kitleleri ekonomik sebeplerle, üst gelir grubu da sağlık nedenleri ile tavuk eti tüketmek durumundadır. Türkiye olarak tavuk eti tüketiminde dünyanın çok gerisindeyiz. Honkong’da kişi başına yıllık 70 kg. tavuk eti tüketiliyor. Amerika’da 40 kg, Avrupa’da da en düşük ülkede 20 kg. tüketiliyor. Bizde bu rakam şu anda 12-13 kg. arasında. Bu 6 kg’a kadar düşmüş durumda idi.

1980’den bu yana tavuk eti tüketimi yükseliyor. Türkiye en kısa zamanda bu oranı 20 kg.’a yükseltmek zorunda. Ülkemizde tavuk eti üretimi 1983’den bu yana yıllık yaklaşık yüzde 13 büyüyerek gelmektedir. Tavuk üretimi bu hızla gelişirken tüketim bu oranda artmadı.

Biz bu rakamın kişi başına 20 kg’a çıkacağına inanıyoruz. Her geçen gün halk biraz daha bilinçlendikçe, tavuk tüketimine yönelecektir. İnsan sağlığı açısından durum budur. Başka bir ifadeyle; bir ünlü çıkıp dese ki; “Ben güzelliğimi ve gençliğimi tavuk etine borçluyum.” Türkiye’de tavuk eti tüketimi patlaması yaşanır.

Buraya kadar her şey güzel de hiç tavuğun ne yediğini konuşmadık. Tavuklar hangi besinle besleniyor? Yedikleri sağlıklı olmayan tavuk ne kadar sağlıklı olabilir?

Avrupa’da büyükbaş hayvanlarda bir deli dana hastalığı ortaya çıktı. Bu hastalıkta işin sırrı ne idi? Hayvana doğasına aykırı yem yedirmek. Hayvana doğal ortamlarda yemediği kemik unu vesaireden yapılan yemler verildiği için ortaya adı gibi deli bir hastalık çıktı.

Tavuk üretiminde ise, durum farklıdır. Kamuoyu tavuklar neden hızlı gelişiyor sorusunu soruyor. Bu hayvanların cinsinden kaynaklanıyor. Aslında ekonomik olsa 100 günde 5 kg ağırlığa ulaşır. Yumurta hayvanlarının cinsi farklı. Onlar 100 günde ancak 1,5 kg ağırlığa ulaşır. Bu arada yemin takriben yüzde atmışı mısır, yüzde otuzu soya, yüzde onu da yağ vesairedir.

Biz yemlerimizi kendimiz üretiyoruz. Tavukta insana yiyince zarar verecek böyle bir hastalık şimdiye kadar görülmedi çok şükür. Tavuk doğasına uygun şeyler yiyor.

Her üretici de böyle mi?

Ben öyle olduğunu tahmin ediyorum.

Peki, Beyza Piliç’in farkı nedir?

Önce bir defa Beyza Piliç tavukları bayıltmadan, elektro şoksuz, kesim yapıyor.

Bayıltılmıyor ne demek?

Bayıltmak şu. Tavuk kesilmeden önce askılara takılıyor. Askılara takıldıktan sonra elektrikli sudan geçirilerek bayıltılıyor. Hayvan bayıltılmış halde kesiliyor. Bizde bu uygulama yok, bayıltmıyoruz.

Niye bayıltmadan kesiyoruz? Çünkü hayvan bayıltıldıktan sonra baygın mı, ölü mü tereddüdü var. Hayvan bayıltılmadığı için vücudundaki kan tazyikle dışarı çıkıyor ve etinde kan kalmıyor böylece daha lezzetli oluyor. Bundan dolayı firemiz biraz fazla oluyor. İkincisi ise her hayvan teker teker elle kesiliyor. Makinenin düğmesine basarak otomatik olarak da kesebilirsiniz. Üçüncüsü, tavuğun tüylerini yolduğumuz suyun ısı derecesi düşüktür. Dördüncüsü de, kesimden sonra da ambalaj safhasına kadar robotlar tarafından el değmeden hazırlanıyor. Robotun biri tüylerini yoluyor, diğeri içini alıyor, bir başkası yıkıyor, diğeri parçalıyor vesaire bütün bu aşamalar el değmeden robotlar tarafından tamamen hijyenik şartlara uygun olarak yapılıyor.

Beyza Piliç bundan başka tavuk ürünleri üretiyor mu?

Şimdilerde ikinci aşamaya geçerek çiğ piliç eti yanında, pişmiş tavuk ürünleri üretmeye de başladık. Tavuk döner, tavuk köfte, tavuk sucuk gibi tavuk ürünleri piyasaya sunuyoruz.

Tüketiciler bu ürünleri nereden alabilirler?

Bu ürünlerimizi Beyza Piliç satış noktalarında satıyoruz. Adana, Hatay, Mersin ve Osmaniye’de kendi dükkânlarımızda satışa sunuyoruz. Satış noktalarımız aracılığı ile piyasayı tüketici lehine kontrol altında tutmuş oluyoruz. İkinci olarak da bayii ve marketlerde tüketicilerin hizmetine sunuyoruz. Yakın zamanda hem perakende satış noktalarımızı, hem de bayi ağını genişletmeyi planlıyoruz.

Beyza Piliç başka hangi aşamalardan geçiyor?

Beyza Piliç bir entegre tavukçuluk tesisidir. Beyza Piliç Soya tesislerinde, çiftçiden soya fasulyesi alıyor ve yağlı soya üretiyor. Mısır kurutma tesisleri var. Gelen tüm hammaddeleri bünyesinde bulunan laboratuar tahlilinden geçirir. Sonra yem fabrikasında hayvanların yemini üretir. Damızlık çiftliklerinde, kuluçkalık, spermli yumurta üretilir. Buradan kuluçkahaneye gider, orada 21 gün sonra civciv olurlar. Sonra bu civcivler, fason üreticilere gönderilir ki piyasada 200 kadar fason üreticimiz var.

Bu civcivlerin bir kısmı fason üreticilerde, bir kısmı da kendi kümeslerimizde yetişiyor. Kesimhanede kesildikten sonra, özel araçlarla satış noktalarımıza veya marketlere ve bayilerimize servis yapılıyor. Dolayısıyla ürünlerimiz, vatandaşın sofrasına ulaşıncaya kadar her şey kontrol altında ve şirket bünyesinde gerçekleşiyor. Entegre tavukçuluk da budur.

Bizim bir farkımız da pazarlamadadır. Üretici firmalar her ilde bir ana bayie ürünlerini verirler, arkasına karışmazlar. Biz ise perakende satışı da yaparak ürünleri son noktaya kadar kontrol ediyoruz.

Bunun tüketici açısından nasıl bir faydası var?

Bir kere miadı dolmuş, soğuk zincirde muhafaza edilmemiş ürünleri tüketiciye vermiyoruz. Kötü ve yetersiz ortamlarda satışa arz edilen ürünler, kısa zamanda kalite kaybına uğruyor.

Biz kendi satış noktalarımızı sürekli denetliyoruz. Bayide satışa sunulan malın hangi şartlar altında tüketiciye sunulduğunu kontrol şansı yok. İkincisi piyasada fahiş fiyatların oluşmasına engel oluyoruz. Üçüncüsü tüketici kendisini daha bir güvende hissediyor, problemini direk iletiyor.

Siz çok genç yaşınıza rağmen Saadet Partisi Hatay İl Başkanısınız. Bu kadar yoğun telaş arasında siyasi çalışmalara nasıl zaman ayırabiliyorsunuz?

Görevimizin manevi sorumluluğu içerisinde hareket etmek zorundayız.

Tavukların namus anlayışı

Necmettin Çalışkan Bey damızlık çiftliğinde bulunduğumuz sürece bize tavuk ve tavukçulukla ilgili pek çok bilgi aktardı. Bunlardan bize en ilginç gelenini sizlerle paylaşalım istedik.

Bir kümeste bine yakın damızlık tavuk bulunuyor. Tavuklar damızlık olduğu için yumurtaların mutlaka spermli olmaları şart. Bunun için de tavukların içinde belli sayıda horoz bulunuyor.

Bu horozlar bu kadar tavuk içinden kendilerine tam sekiz tavukluk harem kuruyorlar. Daha fazla değil. Bu sekiz tavuğun yumurtalarını döllemek bir horozun görevi. Burada ilginç olan şey şudur. Bu kadar çok horoz ve tavuğun bir arada yaşadığı kümeste horozlar ve tavuklar başka horoz ve tavuklara göz koymuyorlar.

Her zaman aynı sekiz tavuğun verdiği yumurtayı aynı bir tek horoz döllendiriyor.

Bu hiçbir zaman ve asla değişmiyor. Onun için de tavukların bile neseplerinin tutulması mümkün. Tavukların neseplerinin temizliğine bu kadar dikkat etmeleri ne kadar güzel değil mi?

TAVUĞU MUTLAKA TAVUKÇUDAN ALIN
Tavukçuluk sektörü yaz döneminden umutlu

Sağlıklı olması nedeniyle çok...

PİLİÇ ÜRETİCİLERİ, RUSYA'YA İHRACAT KAPISININ AÇILMASINI İSTİYOR
Piliç üreticileri, Rusya'ya ihracat kapısının açılmasını istiyor

İç ...

'HELAL GIDA SERTİFİKASI, ÜLKEMİZDE DE EN ÇOK ARANAN BELGE OLACAK'
'Helal gıda sertifikası, ülkemizde de en çok aranan belge olacak'

Be...

BEYZA PİLİÇ'TEN KELEBEK
Adana'da keşfettiğim lezzetlerden biri ile daha karşınızdayım. Beyza Piliç bug...

BEYZA PİLİÇ KAPTAN MEHMET PAŞA ŞUBESİNİ HİZMETE AÇTI
Beyza Piliç
Genel Koordinatörü Necmettin Çalışkan,
Hatay’ın dör...

BAYRAM TAVUKÇULARIN TADINI KAÇIRDI
Hafif ve sağlıklı olması nedeniyle çok fazla tercih edilen tavuk etine talebin...

BEYZA PİLİÇ GENEL KOORDİNATÖRÜ NECMETTİN ÇALIŞKAN, KIRGIZISTAN′DA İMAM EĞİTİM MERKEZİNİN DİPLOMA TÖRENİNE KATILDI.
Beyza Piliç
Genel Koordinatörü Necmettin Çalışkan, Kırgızıstan′da im...

NECMETTİN ÇALIŞKAN′IN, CANSUYU YARDIMLAŞMA DERNEĞİ TEMSİLCİSİ SIFATIYLA YEMEN′E GİDECEĞİ AÇIKLANDI.
Necmettin Çalışkan′ın, Cansuyu Yardımlaşma Derneği Temsilcisi sıfatıyla ...

NECMETTİN ÇALIŞKAN, KURBAN GÖNÜLLÜSÜ OLARAK KIRGIZİSTAN’DA!
Necmettin Çalışkan, IHH İnsani Yardım Vakfının kurban kampanyasını koordine etm...

TAVUK SEKTÖRÜNDE SIKINTI SÜRÜYOR
Tavuk eti tüketimi teşvik etmek amacıyla ağustos ayı ortalarında fiyatları düş...

KÖY ÇOCUKLARI HAMBURGERLE TANIŞTI
Hatay'ın Merkez Kuruyer Köyünde Ahilik Haftası Münasebetiyle Beyza Piliç Taraf...

TAVUK ETİ TÜKETİMİNİN EN AZ 20 KİLO DÜZEYİNDE OLMASI GEREKİR
Beyza Piliç Genel Koordinatörü Necmettin Çalışkan:Türkiye’de tavuk eti t...

SATIŞ DURDU, TAVUK UCUZLADI
Yaz sezonunda aradığını bulamayan tavukçular, satışlar durma noktasına gelince...

BEDAVA DÖNER DAĞITIMINDA İZDİHAM
Hatay'da, Ahilik Haftası kutlamaları kapsamında bedava tavuk döner ve ayran da...

PİLİÇ TÜKETİMİNE İNDİRİMLE TEŞVİK
Beyza Piliç Genel Koordinatörü Necmettin Çalışkan, AA muhabirine yaptığı açıkl...

ÇUKUROVA GIDA 2007 FUARINA BEYZA PİLİÇ DAMGASINI VURDU
Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından, Çukurova fuarcılık A.Ş. ve Adana Bü...

TAVUK ETİNİN ÇOK ÇABUK BOZULDUĞU UNUTULMAMALI
Tavuk etinin kesiminden satış anına kadar 4 gün içinde tüketilmesi gerektiğine...

ŞİRİNCESPOR’DAN ÇALIŞKAN’A TEŞEKKÜR
Hatay Şirincespor Yönetimi, takıma destek adına futbolculara 24 adet eşofman h...

KENE KORKUSU PİKNİKÇİLERİ ÜRKÜTTÜ, TAVUK SATIŞI DÜŞTÜ
Son dönemde kene ısırma vakalarının artması nedeniyle vatandaş piknik sefasınd...

KEN TAVUK SEKTÖRÜNÜDE ISIRDI
Maliye Son dönemde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına bağlı ölümlerin yaşa...

TAVUK ETİNİN PERAKENDE FİYATI MALİYETİNİ DAHİ KARŞILAMIYOR
***Özellikle ucuz fiyatı sebebiyle dar gelirli vatandaşın tercih ettiği tavuk<...

TAVUK "PİLAVSIZ" GİTMEDİ
Pirinç fiyatlarının son bir ayda artış göstermesiyle vatandaşın tüketimini aza...

ADANA"DAN KUTLU DOĞUMA ANLAMLI DESTEK
7" den 77" ye toplumun tüm kesimlerine doğa sevgisini ve bilincini aşılamak am...

BEYZADAN AMATÖR SPORA DESDEK
Beyza Piliç’ten Spora Destek…

02.04.2008


T...

BEYZA PİLİÇ’TEN SPORA DESTEK…
14 Yaş ve altı Yıldızlar futbol liginde Hatay şampiyonu olarak ilimizi Osmaniye&...

BEYZA PİLİC K.MARAŞ FUARINDA
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'inde katıldığı Güneydoğu Sanayici ve İş Adamları Fe...

"GIDA KÜLTÜRÜ" DEĞİŞİYOR

Gıda sektörünün, ′pişmiş hazır ürün′ tercih eden tüketici alış...

TAVUKLAR DA CAN TAŞIYOR ÖZEL RÖPORTAJ
Millî Gazete’nin yeni promosyonu “Mutfak Kültürümüz ve Pratik Yeme...

Sağlık köşesi
ADANA KÖFTE
PİLİÇ ETİ VE YAĞI KIYMA YAPILIR BAHARATLARLA MİKSE...
  AYIN ÜRÜNÜ
Sağlık köşesi
NEDEN BEYAZ ET ?
Beyaz et günlük potein ihtiyacınızın tümünü karşıl...
  SAĞLIK KÖŞESİ
Sağlık köşesi
FISTIKLI TAVUK SOTE
Tavugu küçük parçalara bölün. Nisastayi
biraz ...
  GÜNÜN YEMEĞİ

 
 
 
Beyza Piliç © 2007 design by Olimpus